AB emperyalizmi

Author(s): 

İspanya devletinin sınırları içerisinde bulunan Katalonya’da, Gerçek gazetesi okurlarının bildiği üzere, 1 Ekim’de bir bağımsızl

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Avrupa emperyalizminin Türkiye üzerindeki tahakkümünün en somut ifadesi Gümrük Birliği anlaşmasıdır. 1995 yılında Tansu Çiller'in başbakanlığında ve CHP'nin koalisyon ortaklığı yaptığı hükümet tarafından imzalanan anlaşma ile Türkiye henüz AB üyesi olmadan AB ile ticarette gümrük vergilerini kaldırıyor ve üçüncü ülkelerle ticarette AB'nin gümrük politikasını benimsemek zorunda kalıyordu. Ancak Türkiye AB üyesi olmadığı için AB'nin dış ticaret politikasında söz hakkı yoktu ve üçüncü ülkelerin AB ile yaptığı anlaşmalardan Türkiye yararlanamıyordu. Örneğin bugün AB ile Tunus arasında serbest ticaret anlaşması var ve AB malları Tunus'a, Tunus malları da AB'ye gümrüksüz şekilde giriyor. Gümrük birliği dolayısıyla Türk gümrüğü de AB gümrüğü sayıldığından Tunus malları Türkiye'ye de otomatik olarak gümrük vergisinden muaf olarak giriyor. Ama Türkiye Tunus'a gümrük vergisi ile mal satmak zorunda. Çünkü sonuçta Tunus anlaşmayı AB ile yapıyor ve Türkiye AB üyesi olmadığından bu anlaşmanın gereklerini Türkiye karşısında da uygulama yükümlülüğü yok.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Hollanda'da Bakan Kaya'nın sınırdışı edilmesinin yarattığı yankılar gündemi belirlerken bir sınırdışı olayı da Bulgaristan'da gerçekleşti. Bulgaristan Dışişleri Bakanlığı, Ankara’ya bir nota vererek Diyanet İşleri Başkanlığı mensubu olan ve Türkiye’nin Burgaz Başkonsolosluğu’nda Sosyal Hizmetler Ataşesi olarak görev yapan Uğur Emiroğlu’nu Bulgaristan’ın içişlerine karıştığı gerekçesiyle “istenmeyen adam” ilan etti. Türkiye de karşılık olarak Bulgaristan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'nda görevli Konsolos Zornitsa Petrova Apostolova’nın ülkeyi terk etmesini istedi.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Son günlerde gençlik, her zaman olduğundan daha da sık, başka ülkelerde yeni bir yaşam kurmak gayesiyle yüzünü Batı’ya çeviriyor. Genelde revaçta olan ülkeler “özgürlüğün ve demokrasinin kaleleri” başlığıyla bizlere kurtuluş yolu olarak pazarlanan Amerika ve Avrupa kıtasının emperyalist devleri. Sosyal medyada yazılan bazı şeylere inanacak olursak; bu ülkeler daha demokratik ve sempatik politik liderlere, mükemmel fırsatlar ile dolu bir eğitim sistemine, her türlü muhalefete karşı hoşgörülü hükümetlere, işçiler için cennet gibi bir çalışma hayatına, eşcinsellerin, kadınların ve etnik azınlıkların haklarını gözeten bir hukuka sahip.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Donald Trump bir bakıma bir güç gösterisidir. Ya da emperyalist Amerika’nın dünyaya diş göstermesi. Ama devrimci proletaryanın gözlüğüyle bakan gözlere başka bir şeyi daha gösteriyor: Kapitalizmin, dönemsel olarak düştüğü çaresizliğe bir kez daha düştüğünü, kendi yarattığı üretici güçleri yönetemediğini, bu yüzden dünyayı yeniden yıkımın eşiğine getirdiğini.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Trump’ın 20 Ocak’tan itibaren görevine ne kadar hızlı ve keskin tedbirler uygulayarak başladığı kimsenin gözünden kaçacak gibi değil. Obama’nın adıyla bilinen sağlık yasasını hedef alan ilk direktifinden başlayarak Meksika duvarı için ilk girişimi yapması, ABD’nin Transpasifik Ticaret Antlaşması’ndan çekildiğini açıklaması, Çin, İran ve Kuzey Kore’ye tehditler yağdırması, her türlü mülteci işlemini 120 gün durdurması, nüfusu ağırlıkla Müslüman yedi ülkenin vatandaşlarına ABD’ye giriş konusunda koyduğu (bir mahkeme kararıyla geçici olarak zora giren) toptan yasak, ABD merkezi basınına savaş açması, danışmanlarının saldırgan demeçleri, bu ve daha birçok uygulama, yolunu belirlemiş, kararlı, inatçı bir başkanla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Yaygın çevrelerde, daha seçim öncesinden başlayan, seçim ile görevi devralma töreni arasında gittikçe yoğunlaşan bir özlem ve beklenti vardı: Trump’ın “normalleşme”si, her politikacı gibi seçim öncesinde söylediklerinden yan çizmesi. Trump'ın tutumu, bunlara ağır bir tekzip oldu. Yeni normal bu! Bunu anlayamayanlar önümüzdeki dönemin mücadelelerinden hiçbir şey anlamamaya, dünya sarsıntı içindeyken bunu dualarla geçiştirmeye çalışan çaresiz seyircilere dönüşmeye mahkûm.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Bu yönelişin ardında ne yattığı konusunda berrak olmalıyız. AKP kampı daha bir yıl önce, mesela Rus savaş uçağının düşürüldüğü Kasım 2015 sonunda, Rusya hakkında söylemediğini bırakmıyordu. Ne oldu? 15 Temmuz başarısız darbesi AKP’nin uluslararası alanda yapayalnız olduğunu ortaya koydu. Darbeyi Erdoğan’a haber veren “enişte”, Gerçek sayfalarında daha önce de ifade edildiği gibi, muhtemelen Putin’di. Yani Rusya Türkiye için planlı biçimde seçilmiş bir partner değil. AKP için bir sığınak!

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Halep muharebesi Suriye iç savaşında önemli bir dönüm noktasıdır. Rusya ve İran tarafından desteklenen Suriye ordusu ve diğer güçler savaşın kaderini kendi lehlerine değiştirecek şekilde askeri açıdan stratejik bir kazanım elde ettiler. Batı emperyalizmi ile Suud, Katar ve Türkiye'de AKP iktidarı tarafından desteklenen mezhepçi eksen ise büyük bir yenilgi yaşadı.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Son günlerde utanç vesilesi bir imza kampanyası dolaşıyor internette. Kampanya 18-45 yaş arası Suriyeli erkekleri askere alıp, Suriye için savaştırmayı öneriyor. Bu savaşın Avrupa Birliği (AB) parasıyla, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) aracılığıyla olması gerektiğini söylüyor. Böylelikle Suriyeliler, AB parasıyla TSK komutası altında dış güçlere karşı vatanlarını savunmuş olacaklarmış.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Suriye savaşı 2011’den günümüze bütün dünyanın gündeminin en ön planında oldu. Bu (akamete uğrayan bir devrimin yaşandığı ilk altı ayı hariç) bir iç savaştı. Baas rejimi ve Beşşar Esad’ın güçleri ile başını tekfirci-mezhepçi örgütler DAİŞ ve El Nusra’nın çektiği Sünni ordular arasında bir iç savaş. Ama Suriye savaşı aynı zamanda bütün dünyanın müdahale ettiği bir savaştı. En başta ABD ve AB emperyalizmi ile onların bölgedeki en iyi müttefikleri Suud, Katar ve AKP Türkiyesi arasındaki ittifak Sünni orduları besleyen el oldu. Bunların karşısında ise İran, Irak ve Lübnan Hizbullahı, Esad rejiminin yanında yer alıyordu. Sonunda geçen Eylül ayında bunlara Rusya da katıldı. Yani Suriye iç savaşı aynı zamanda tipik bir “vekâlet savaşı” idi.

Gerçek'i paylaş:

Sayfalar

AB emperyalizmi beslemesine abone olun.

Gerçek Sayılar

Gerçek Gazetesi Sayı 98

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri