AB

Author(s): 

Seçimlerin ardından Erdoğan başkanlığında kurulacak yeni kabine için kulisler başladı. En büyük lobi ekonomi ve maliye alanındaki bakanlıklar için Mehmet Şimşek ve Naci Ağbal isimleri etrafında oluşturulmuş durumda. Yanlış anlaşılmasın Mehmet Şimşek için Batmanlılar, Naci Ağbal için de Bayburtlular kulis yapmıyor. Devrede İngilizler, Almanlar, Amerikalılar kısacası emperyalist sermaye ve para babaları var.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Seçimlerin ardından yeni bir yönetim sistemine geçildi. Artık hükümet programı mecliste okunmayacak. Ancak seçimi takip eden günlerde görüldü ki daha hükümet kurulmadan TÜSİAD, Erdoğan’ın eline uygulayacağı programı vermiş. Halka kemer sıktırılacak, bankaların bir dediği iki edilmeyecek, faiz politikasında Merkez Bankası serbest bırakılacak, vergi indirimleri ve teşvik muslukları kesilmeyecek, holdinglerin kârları için huzur ve güven ortamı sağlanacak. OHAL kaldırılacak ama patronların önünü açan grev yasakları ve sendikal baskılar sürecek. Avrupa Birliği yönelişi sürecek, Gümrük Birliği’ne halel gelmeyecek.

Mecliste hükümetin kurulması için güven oylaması da yok. Güvenoyunu ise artık, uluslararası finans kapital ve emperyalist güçler veriyor. Güvenoyunu da geçtiler, hükümete bakan atıyorlar. Uluslararası finans kuruluşları Mehmet Şimşek ve Naci Ağbal kabinede olacak diyor. “Sen kimsin” diyen yok! Öyle olunca Tayyip Erdoğan, Avrupa’dan güvenoyunu aldı, üstüne 3 milyar Avroluk mali desteği de kaptı. NATO, ilk tebrik eden oldu. 11-12 Temmuz’da Brüksel’de NATO toplantısı var. NATO’dan alınacak güvenoyunun bedeli İstanbul Maslak’ta NATO’ya yeni üs vermek ve NATO’nun “mızrak ucu” olmak. (Türkiye’nin NATO’nun yeni kurulmakta olan Çok Yüksek Hazırlık Seviyeli Müşterek Görev Gücü’nün (VJTF/Spearhead) sorumluluğunu üstlenmesi bekleniyor.) Eski CIA şefi yeni ABD Dışişleri Bakanı Pompeo da güvenoyunu ilk açıklayanlardan. Mınbiç’te Türk askerini ABD askerinin yanına alıp kendi suçlarına ortak ettikten sonra gerisini getirecekler. Türkiye, Suriye’nin Kuzeyindeki NATO koridorunun bekçisi olacak.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Gerçek gazetesinin dikkatli okurlarının hatırlayacağı üzere, İtalya’da Mart ayının başında gerçekleşen seçimler sürpriz sonuçlar yaratmış, yaşanan sarsıntıyı Gerçek gazetesi “İtalya’da ikinci cumhuriyetin sonu” diye duyurmuştu. Seçimden birinci sırada çıkan parti, kısa bir geçmişe sahip olan ve bu zamana kadar siyasi hattını milliyetçi sağ bir çizgide sürdüren Beş Yıldız Hareketi olmuş, eski başbakanlardan Berlusconi ve iki ön-faşist partinin kurduğu seçim ittifakı ise toplamda en yüksek oyu alan ittifak olmuştu. Ne Berlusconi etrafındaki ittifakın ne de Beş Yıldız’ın tek başına hükümet kurabilecek durumda olması, seçimler öncesinde hemen her partinin koalisyon ihtimallerine kapıyı kapatmasıyla birleşince, İtalya kendisini bir hükümet kriziyle karşı karşıya bulmuştu.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Güneş balçıkla sıvanmaz. Deniz bitti. Ülke ekonomisinde de aile bütçesinde de artık borç borçla dönmüyor. Erdoğan ve AKP, 16 yıllık iktidarlarının ardından ülkeyi yabancı sermayenin, vatandaşı modern tefecilerin (bankaların) eline düşürdü. Dünyanın en çok çalışan ama en az kazanan işçileri bizde. Ortalama 48 saat çalışıyoruz. 60 saatten fazla çalışanların oranı Yunanistan’ın iki katı ama iflas etmiş Yunanistan’da bile işçiler bizden daha fazla kazanmaya devam ediyor. Milletin tüm birikimleri özelleştirmelerle yerli/yabancı tekellere peşkeş çekildi. OHAL grev yasaklarıyla işçinin hak aramasına engel olmak, patronların önünü açmak için kullanılıyor.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Dolar rekor üstüne rekor kırarken Tayyip Erdoğan’dan bir açıklama geldi: “Kur üzerinden saldırıyı tersine çevirecek projemiz var.” Bu açıklamanın ardından ne mi oldu? Saatler içinde dolar tarihi rekorunu kırdı. Dolar 4,33’ü gördü. Ortada proje de bir projenin olduğuna inanan da yok. O yüzden kimse Erdoğan’ı ciddiye almadı.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Türkiye sol hareketinde CHP ve HDP’den ayrı bir sol ve sosyalist odak ihtiyacı ciddi şekilde tartışılmaya başladı. Bu tartışmalar, bir yönüyle yaklaşan seçimlerde sosyalistlerin alacağı tavrın ne olması gerektiği sorununa bağlanıyor. Ancak tartışılan konu sandıklara sığmayacak kadar önemli.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Donald Trump 2015 Kasım’ında ABD başkanlığına seçildiğinde, bazıları hiç mi hiç öngöremedikleri bu gelişme karşısında neredeyse gözlerine inanamadılar. Bunların bir bölümü mezarlıktan geçerken ıslık çalma misali, “Trump seçimi kazandı, artık normalleşecek” beklentisine girdi. Bizim Trump’ın dünya kapitalizminin çelişkileri karşısında Amerikan burjuvazisinin bağrında (sadece Amerikan burjuvazisinin de değil!) filizlenen yeni bir yönelişin ifadesi olduğu, üstelik faşizme Amerika’nın özgül koşullarında bir giriş kapısı niteliği taşıdığı yolundaki teşhisimiz ise her geçen gün doğrulanıyor. Trump’ı ciddiye almayanlar şimdi saçlarını başlarını yoluyor.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Neden “misilleme” planı yok, tartışılmıyor bile? Neden kelimesi bile yok da site yöneticileri uydurmak zorunda kalıyorlar? Çünkü Türkiye’nin ABD’ye misilleme hakkı yok! Çünkü Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği anlaşmasını imzalarken Türkiye üçüncü ülkelere karşı izlenecek ticaret politikası hakkında bağımsız karar alma hakkından feragat etti! Çünkü AB bir misilleme kararı almazsa koskoca Türkiye Cumhuriyeti hükümeti misilleme kararı alamaz da ondan!

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Yunanistan, son dönemde Makedonya ile Yunanistan arasında çeyrek yüzyıldır devam eden “isim kavgasında” bir uzlaşma sağlamak için iki hükümet arasında başlayan görüşmeler sonucunda yükselen milliyetçi dalgayla sarsılıyor. İki ülke arasındaki görüşmeler Makedonya’yı NATO’ya almak isteyen AB ve ABD emperyalizmlerinin yönlendirmesi ile başlamıştı.

Makedonya bir federasyon olan eski işçi devleti Yugoslavya’nın cumhuriyetlerinden biriydi. Federasyon dağıldığında Makedonya adını almak istedi. Oysa Yunan milliyetçileri Makedonya’nın tarihi olarak kendilerine ait bir ad olduğunu ileri sürüyorlardı. Dolayısıyla, Yunan devleti 1990’lı yılların başından beri yeni bağımsız devletin “Makedonya” adını taşımasını uluslararası platformlarda engellemeye çalışıyor.

Gerçek'i paylaş:
Author(s): 

Türkiye seçimlere mi gidiyor yoksa bir uçuruma mı? 2019’da bir seçim olacak mı seçim seçime benzeyecek mi o bile belli değil. 16 Nisan halk ve tarih nezdinde meşruiyetini sağlayamamışken, referandumun seçim hilelerini yasa yapıp önümüze getiriyorlar. Yetkilerini alıp zincire vurdukları meclisi bir de yüzde 10 barajıyla boğmaya devam ediyorlar. Ekonomi çöküşün eşiğinde, özelleştirme ve borçlanma ile yangına benzin döküyorlar. Her şey, işler bugünkü gibi giderse 2019 virajının sonunda, bizleri düzlüğün değil uçurumun beklediğini gösteriyor. Öyle gitmemesini sağlamak, işçinin emekçinin elinde.

Gerçek'i paylaş:

Sayfalar

AB beslemesine abone olun.

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri