Devrimci Marksizm’in 35. sayısı çıktı!

Dosya konusu: Karl Marx

İşçi sınıfının büyük önderi Karl Marx’ın 200. yıldönümünde Devrimci Marksizm’in 35. sayısı ana dosyasını bu büyük devrimci düşünüre ayırıyor. Özgür Öztürk, Grundrisse defterleri ile Kapital karşılaştırılarak, Marx’ın yöntemine dair önemli tespitlere ulaşılabileceğini belirtiyor. Marx’ın maddeciliğinin, hazır bir şablonu her duruma uyarlamayı değil, “şeyin mantığı”nı ortaya çıkarmayı içerdiğini savunuyor. Kurtar Tanyılmaz, 200. doğum yılında Marx üzerine yapılan çoğu değerlendirmede teorisyen Marx’ın devrimci Marx’tan koparıldığını belirtiyor ve aslında onun tüm yaşamına yön veren temel doğrultunun bir devrimcinin kapitalizm eleştirisi olduğunu unutmamamız gerektiğini vurguluyor. Armağan Tulunay, ilk çalışmalarından, özellikle Alman İdeolojisi ve İngiltere’de Emekçi Sınıfların Durumu’ndan başlayarak, Komünist Manifesto’dan ve Kapital’den geçerek, Köken’de doruğuna ulaşan biçimde kadın sorununun nasıl Marx ile Engels’in hep gündeminde olduğunu ayrıntısıyla ortaya koyuyor.Mustafa Kemal Coşkun, Marx’ın en özgün yanının tarihin ne olduğuna ilişkin kendisine kadar gelmiş bilinmezlik peçesini kaldırması olduğunu vurguluyor. Sungur Savran, Marx’ı 200. yıldönümünde anarken, bu büyük düşünürün ne hülyalı bir yabancılaşma eleştirmeni, ne bir başka sakallı akademisyen, ne gençliğinde devrimcilik oynayıp sonra fildişi kulesine çekilen bir feylesof olduğunu, bütün bilimini işçi sınıfının ve onun aracılığıyla bütün insanlığın kurtuluşuna hizmet amacıyla geliştiren bir devrimci olduğunu somut verilerle gösteriyor. Marx’ın pratik devrimci mirası, daha sonraki kuşaklar için teorik mirası kadar önemlidir. Burak Gürel ise, "Leninist uluslar politikasının esin kaynağı olarak Marx" başlıklı yazısında Marx ve Engels'in ulusal sorun hakkındaki yazıları ve faaliyetleri ile 20. yüzyılın başında Leninist uluslar politikası biçiminde olgunlaşacak yaklaşım arasındaki ilişkiyi inceliyor.

Ana dosyasının hemen ardından Sungur Savran yazısıyla, dünyada ve Türkiye’de 1968’in panoramasını çiziyor. 1968’in sadece düzene başkaldıran bir gençlik hareketi olmadığını, aynı zamanda dev işçi sınıfı mücadeleleri içerdiğini, birçok örnek arasında Fransa’da tarihin en uzun genel greviyle, Türkiye’de 15-16 Haziran ile anlatıyor. Geniş anlamda 1968’in o yılı aşarak bütün bir devrimci döneme yayıldığını ise, Türkiye’de gençlik önderlerinin 1971’de nasıl bir devrimci kopuş yarattığını özetleyerek, dünyada 1974 Portekiz devrimine kadar süren bir dalgayı ele alarak gösteriyor.

Bu sayının bir diğer dosyası da emperyalizm üzerine.Özgür Öztürk, Lenin’in emperyalizm teorisinin Emperyalizm kitabından ibaret olmadığına dikkat çekiyor. Lenin’in Birinci Dünya Savaşı sırasında yazdığı makalelerin de hesaba katılması gerektiğini hatırlatıyor ve bu teorinin birçok bakımdan günümüze ışık tuttuğunu gösteriyor.Levent Dölek’in “21. yüzyılda savaşın karakteri: Çin ve Rusya emperyalist savaşın tarafı mı hedefi mi?” başlıklı yazısı ise, ikili bir karakter taşıyor. Yazı, Devrimci Marksizm’in düzenlemiş olduğu “Marx 200 Yaşında” toplantısında yapılmış konuşma üzerinde yükseldiği halde emperyalizm dosyasında yer alıyor. Çünkü bir yanıyla Marksizmin savaşa ilişkin tutumunu temel ilkeleri ve tarihsel dönemlere göre gösterdiği değişim çerçevesinde ele alıyor.

Son yazı ise sanat ve edebiyat alanından, dosya dış bir yazı. Sungur Savran, Nâzım Hikmet’in çok özel bir yapıtını, 1954-55 yıllarında kaleme aldığı oyunu İvan İvanoviç Var mıydı Yok muydu?’yu değerlendiriyor. Savran, oyununun, Sovyetler Birliği’nde 1930’lu yıllardan itibaren iktidarı ele geçiren bürokrasinin kökten bir eleştirisi olduğu için Stalinist ve Kemalist Türkiye solu tarafından bastırılmaya çalışılmasını teşhir ediyor.

 

Dergimizi internet üzerinden satın almak için tıklayın. 

Dergimizin geçmiş sayılarına www.devrimcimarksizm.net sitesi üzerinden ulaşabilirsiniz.

 

Gerçek'i paylaş:

Gerçek Sayılar

Öncü İşçi

Tüm kongre belgeleri

Gençlik Bültenleri